Perşembe, Temmuz 03, 2008

Mimar Sinan'in Şifresi




Gelin size Sinan'ın,
Leonardo da Vinci ile yarışacak dehasını anlatayım.
Sizleri, büyük ustanın kalfalık eserim dediği
Süleymaniye'nin şifreleriyle tanıştırayım.
Akıllara durgunluk verecek
gizemli bir yolculuğa çıkmaya hazır olun.
Süleymaniye Camii,
Kanuni Sultan Süleyman tarafından
imparatorluğun gücünü
ve görkemini göstermek adına inşa ettirildi.
Bu görev,
tarihin en büyük ustası Mimarbaşı Sinan'a verildi.
Camii ve külliyesi 7 senede bitirildi.
Ancak 7 yıllık bu uzun süre
Kanuni'nin canını sıkmıştı.
Sinan'ın yapıyı neden bir türlü açmadığını anlamamıştı.
O sırada her taraftan da dedikodular yağmaya başladı
Sultan'a:
'Sinan caminin ortasında oturuyor ve nargile tüttürüyor'
dediler Muhteşem Süleyman'a.
Kanuni durumu kendi gözleriyle görmek için
bir ikindi vakti Süleymaniye'ye gitti.
Muhteşem yapının içine girdiğinde
Sinan tam da söylendiği gibi
caminin ortasında oturmuş nargilesini tüttürmekteydi.
Sultan gözlerine inanamadı.
Tok sesiyle ve bütün haşmetiyle:
'Bu ne iştir Mimarbaşı' diye haykırdı.
Oysa Mimar Sinan'ın içtiği nargilede tömbeki yoktu.
İçtiği sadece suydu.
Usta mimar,
nargilenin fokurtularını dinleyerek
caminin akustiğini ölçmeye çalışıyordu.
Mihraptaki imamın sesini,
aynı oranda bütün camiye nasıl ulaştıracağını hesaplıyordu.
Bunun için Anadolu'nun değişik köşelerinden
65 tane dev turşu küpü getirtti.
Bu küpleri içleri boş,
ağızları dışarıya gelecek şekilde
kubbenin eteklerine dizdirdi.
Amacına ulaşmıştı Mimarbaşı.
Sesi, yüzlerce metrekarelik mekanın her köşesine,
en iyi şekilde yaymayı başarmıştı.
Kanuni de, Sinan'ın niyetini anlamış,
ustasını hemen bağışlamıştı.
Mimar Sinan
yapının içine bir de hava koridoru inşa etti.
Elektriğin henüz bulunmadığı o yıllarda,
Süleymaniye 275 dev kandille aydınlatılıyordu.
Sinan,
bu kandillerden çıkan is camiye zarar vermesin
ve cemaati rahatsız etmesin diye
orta kapının üzerine küçük bir odacık yaptırdı.
Binanın değişik köşelerine açtığı oyuklardan giren islerin
bu odada toplanmasını sağladı.
Şaşırdınız değil mi?
Durun, daha bitmedi…
Ve adına da İs Odası denilen bu bölmenin içine
özel bir nemlendirme sistemi kurdu Sinan.
Odada toplanan islerden,
dönemin en kaliteli mürekkebini damıttı.
Süleymaniye'nin duvarlarında gördüğünüz
o muhteşem kalem işleri,
yazılar, süslemeler,
caminin kandillerinden çıkan isten damıtılan
o mürekkeple yapıldı.
Tekrar altını çiziyorum,
bunlar günümüzden 458 yıl öncesinin bilimiyle,
teknolojisiyle yapıldı.
Son bir şifre daha var..
Hani oyuklar var dedim ya
isin bir odada toplanmasını sağlayan,
hava akımını içeri alan.
Dışarıya çıkıp o iki oyuktan içeriye baktığınızda,
birinden caminin içindeki Allah,
diğerinden ise Muhammed yazılı dev levhaları görürsünüz.
Ayrıca Süleymaniye'nin hangi köşesini,
hangi duvarını, hangi açısını ölçerseniz ölçün,
sayısal olarak karşınıza Allah kelimesinin ve
katlarının çıktığını görürsünüz.
Alın işte size sırlarla,
şifrelerle dolu bir mabet.
Da Vinci şifresini yaya bırakacak bir maharet.
(kaynak:mailler)

Hiç yorum yok: